Uluslararası Ticaret Üzerine

lojistik, nakliyat
Lojistik Sektöründe Nitelikli Sürücü Yetersizliği
18 Ağustos 2016
Show all
lojistik, nakliyat, sertel, ercan sertel

Uluslararası Ticaret Üzerine

Merkantalist bir adamın çocuğu olarak evreni bir kovadan ibaret olarak görüyordum. İçerisinde gezegen adını verdiğimiz top şeklinde kumbaralar vardı ve en zengini dünyaydı. İnsanların sahip olmak için yanıp tutuştukları altınlara ev sahipliği yapan gezegenimiz, Dünya. Bir kumbara idi çünkü üzerinde paylaşılabilecek olan zenginlik belli idi. Zaten en fazla ne kadar altın olabilirdi ki?

Merkantalistlerin inandıkları ve haklı oldukları bir konu var. Dünya üzerinde ki değerli madenlerin miktarı belli. İnsanların istekleri yanında ise oldukça sınırlı. Bu bakış açısı ile dünyayı kumbaraya benzetmek yersiz olmayacaktır. Zenginliği tanımlayan aracın bütünü bir pastayı tarif ediyorsa eğer pastadan ne kadar pay alabilirseniz o kadar zengin olursunuz. O dönemlerde Avrupalı bir yönetici olsaydınız haliyle olabildiğince az şey almaya ve olabildiğince çok şey satmaya çalışırdınız. Lakin herkes az şey almaya çalıştığı için satmak oldukça zor olurdu.

Adam Smith benim gibi dünyayı bir kumbaraya benzeterek “yahu bu işte bir yanlışlık var” demiş midir bilmiyorum ama bir derdi olduğu ve bu yüzden zengin olmanın aracını değiştirdiği gerçek. Adam(Edım) için zenginlik, sayısı belli olan altın parçaları ile değil de daha farklı bir şey ile tanımlanabilir. Buna direkt olarak verebileceğimiz bir isim olmadığı için ben buna “verimlilik” diyorum. Dünya kaynakları hali hazırda belli ölçüdedir ancak elimizin altındadır. Tecrübemizle, tekniğimizle, sermayemiz ve insan gücümüzle bunları hayatımızı kolaylaştıracak daha güzel şeylere dönüştürebiliriz. Bunu yaparken de A ülkesinde yaşayanları yapmayı daha iyi bildikleri şeyi yapmaları aynı şekilde B ülkesinde ki insanların da bu davranışı sergilemesi hem herkesin ihtiyacının karşılanmasına sebep olurken gelişimi, ilerlemeyi ve oluşturulan katma değer nedeniyle zenginliği de beraberinde getirecektir.

Adam demiş ki verimliliği artırırsak katma değerimiz de artar. Aynı madenden daha değerli bir ürün elde edersin. Ya da daha az enerji ile daha fazla elde edersin. İki durumda da ülkeler arası ticareti güçlendirecek “al-sat”ı besleyecek bir ortam peyda olur. Haliyle Uluslararası Ticaretin gelişimiyle artan katma değer miktarları da yaratılan sanal değer pusulası (para) ile ödüllendirilir ve ülkeler zenginleşir…

Son paragrafa kadar dünyayı kumbara olmaktan çıkarıp da yaşanılabilecek ve güzelleştirilebilecek bir yere dönüştürdüğü için Adam’ı severdim ama sanırım en sonda değindiğimiz gibi kapitalizmin vahşi bir canavara dönüşmesine müsaade edecek ortamı teşkil eden temeller bu zamanlarda oralarda atılmış. Neyse uluslararası ticaret işte günümüz dünya algısında bu yüzden çok önemlidir. Adam’ın “Mutlak Üstünlük” teorisinin yetersiz kaldığı yerde Ricardo “Karşılaştırmalı Üstünlük” teorisini arz etmiş ve dünya küresel bir köy olmaya doğru biraz daha evrilmiştir. Sonra Keynes falan çıkmış almış yürümüştür.

Dünyayı bazen absürt bir şekilde el ele tutuşarak hayatta kalmaya çalışan insanlardan ibaret görürüm. Aslında böyledir de. Tüm ülkelerde ki insanları sıraya sokarak el ele tutuştursanız ve günlük ihtiyaçlarımızın tedarik zincirini bu şekilde kursanız hakikatten çok da uzak düşmez. Dünya elden ele taşınarak bize ulaşan “şey”lerle zenginleşiyor. Uluslararası ticaret aslında oturduğumuz koltuğun daha kaliteli ve ucuz olmasını sağlayarak televizyon izlemenize de izin veriyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir